Almanya - Türkiye Maç Sonu
Tekzip (3-2)
Dün gece Euro 2008 yari finalinde Almanya'ya boyun eğdik. Son dakika golleri, mucizeler, şans vs... Almanya maçında neredeyse hiç şans tanınmıyor gibiydi bize, üstüne o kadar sakat ve eksik olunca bir de.
Yarı final maçında hepsini tekzip eden bir futbol oynadık ama bu sefer son dakika bizim giyotinimiz oldu.
Rıdvan Dilmen'den sonra futbol yorumlarını okumaktan ve dinlemekten keyif aldığım kişilerden birinden bu maçı güzel anlatmış bir yazıyı paylaşıyorum.
Yüreğinize Sağlık
Sadece Ballack cezalıydı finalde.. Bütün Alman basını Brezilya’ya kaybetmeyi ona bağladı ve 2002 Dünya Kupası’ndaki ikinciliği başarı olarak kabul etti.
Volkan, Arda, Emre Aşık, Tuncay cezalıydı.. Nihat, Servet, Emre Güngör, Emre Belözoğlu sakattı. Ve rakip kupanın en büyük favorisi Almanya’ydı.. Stat ise herkesin Almanca konuştuğu Basel’deydi..
Onlar Portekiz’i 90 dakika sonunda elemişler ve bizden bir gün fazla dinlenmişlerdi. Biz ise 3 saate yakın bir mücadele sonrası gelmiştik yarı finale.. Ama gelmiştik..
Bütün dünya bizim son dakika gollerimizi konuşur olmuştu. Hiç kimse erken gol atmamıza, öne geçmemize alışık değildi.. Biz bile! Ama attık..
Oyun olarak rakibimizin çok üstündeydik.. Pas oranımız, kaleye attığımız şut sayısı, top çalma istatistiklerimiz rakipten iyiydi.. Ama kaybettik..
Öne geçtik, yenik duruma düştük, beraberliği yakaladık ama yenildik.. Son dakikada.. Daha önce karşımızdakilere üç kez yaptığımızı bu kez Almanlar bize yaptı.. Ve elendik!
Tribünlerimiz tüm maçlarda gösterdiği coşku, oyuncularımızın terlerinin son damlasına kadar mücadelesi, Terim’in maç sonu bütün Alman kulübesi tarafından alkışlanması, Türk ve yabancı basın mensuplarının takımı ayakta alkışlamaları kaldı bize Euro 2008’den.. Az mı? Bence kazanılacak bir kupa kadar değerli..
Çünkü biz yolun daha başındayız.. Gidecek daha çok yolu olan bir ülkeyiz. Bu takım o ülkenin bir parçasıydı sadece. Tribünlerde Türk forması giymiş İsviçreli bile vardı dün gece.. Yanımdaki Japon gazetecinin beraberlik golünü attığımız andaki şaşkınlığını görmek bile keyifti benim için..
Hayatım boyunca çok maç izledim.. Sevindiklerim, üzüldüklerim, kızdıklarım, ağladıklarım, ayakta sevinç çığlıkları attıklarım oldu.. Ama kaybedilen hiçbir maç sonrası dünkü kadar gurur duymadım tuttuğum takımla..
Dün spor yazarı değildim. Kimin nasıl oynaması gerektiğini maç öncesi analizlerde bıraktım.. Maçı bir taraftar havasıyla seyrettim. Yüzlerini ay-yıldızla donatan taraftarlarla birlikteydi yüreğim.. Ne Rüştü’nün boşa çıkışı koydu bana, ne Almanlar’ın sakatlanan Kazım yerde yatarken son golü atışı..
Mutlu bir şekilde gidiyorum Viyana trenine.. Finalde takımımız olmayacak, ama finallerin en unutulmaz takımı olduk çoktan.
Herkesin ayağına, emeğine, yüreğine sağlık!
Altan Tanrıkulu (26.06.2008 - Hürriyet)