
20.07.2008 gecesi yola çıktık bir kez daha. Saat 01 sularında. Safranbolu istikametine doğru yapılan 3. seferdi bu benim için. Aynı tarihli günün akşamı ise geri döndük.
Dostlarla dosta yapılan bir yolculuktu bu.
Askerlik yaptım, oradan bilirim; gözleriniz dört döner, kulaklarınız bir kedi kulağından daha hassas kesilir; adınızın nizamiye hoparlöründen anons edilip edilmediğini duymak için.
O yüzden, bizim, güneş kavruğu tenli, jandarma acemisi kamufle adamın ziyaretine gidip dağıtım öncesinde bir sürpriz yapmak istedik. Ancak ne mümkün, sürprizimiz mundar oldu. Geleceğimizden haberdar oldu bir şekilde.
Sabah 09:00 gibi teslim aldık kendisini ve Safranbolu sokaklarını arşınlamaya başladık. Çarşı izninde garnizon sınırları dışına çıkmak yasak olduğu için önümüzdeki yaklaşık 8 saatlik dilimi, Safranbolu'nun taşına toprağına vakıf olacak şekilde gezerek geçirdik.
Bu şekilde gezme planlarım arasındaki yerlerden birini de asker ziyareti sebebiyle aradan çıkarmış olduk. :)
Güzel, küçük bir yer. Eski Çarşı ve Yeni Çarşı diye ikiye ayrılıyor. Eski Çarşı denilen yer meşhur Safranbolu evleriyle çevrili. En meşhur ve büyük mekan sanırım
Cinci Han, başka otel, pansiyon türü yerler de var. Bir de Cinci Hamamı vardı fakat hamam sefası yapacak vakit yoktu.
Bol bol lokumcu dükkanı var; bu dükkanların önünden geçerken ellerinde bir kutu/tepsi lokum ile kapı önünde bekleyen ve size lokum tattırmak isteyen çalışanları mevcut. Özellikle Eski Çarşı tarafındaki lokumcularda bu durum var. Yeni Çarşı'da aynı şekilde değil.
İnsanları, sıcakkanlı, yardımcı olmayı, ikramı, sizinle sohbet etmeyi seviyorlar. Askerleri de seviyorlar. Bir kaç küçük anekdot bizim askerden dinledik. Sanırım
Kale Arkası'nda, daha çoğu cümlelere dökülecektir.
Bir de Yeni Çarşı'da meydana yakın bir yerde bir pidecisi var, Safranbolu'ya yolunuz düşerse burada pide yemeden dönmeyin derim. Safranbolu'da
Kilcioğlu Pide Salonu'nu sorduğunuzda tarif edemeyeni dövüyorlar. Biz dönüş yolu için de aldık. Soğumuşu bile aynı lezzetteydi.
Bir Safranbolu seferini daha, içtima saatinin yaklaştığı ikindi vaktiyle beraber noktalayıp 17 sularında İstanbul yoluna girdik.
Kamufle adam birliğine, biz doyduğumuz yere doğru ağır aksak yol aldık. Safranbolu - İstanbul arası 5-6 saat sürüyor.
Nizamiye kapısından bölüğe giden yol kaç saat sürdü bilmiyorum.