31 Mayıs 2009 Pazar

Mukadderat!

31 Mayıs 2009 Pazar 2

video

Öldürmeyen Allah öldürmüyor.

Defter Kapandı

Dün oynanan maçlarla birlikte yurdum coğrafyasında da futbol ligi sona erdi. Gönüllerimizdeki en azından benim gönlümden geçen şampiyon olamadı. Gönüllerin şampiyonu saçmalığına kafam pek yatmıyor zaten.

1. Beşiktaş
2. Sivas
3. Trabzon

Beşiktaş ve Sivas'ı şampiyonlar ligine uğurladık, ne yaparlar, nereden dönerler Allah bilir.
Trabzon, Fenerbahçe ve Galatasaray'ı statüsü değişen uefa kupasına gönderiyoruz; ayarı pek bir düşmüş olan bu kupada finale yürümeleri aslında zor değil. Biraz akıllı bir takım kurup biraz da isteseler olacak bence. Shakthar'dan, Werder Bremen'den ne eksikleri var ki (mantalite hariç)

Bülent Korkmaz'a yazık oldu. Kapıyı çalabilecek gücü olur mu, kapıyı açacak birileri bulunur mu bir daha, bilinmez.

Bülent, Uygun düşmeyen tavır ve davranışlarının ilahi kesilmiş faturasını ödüyor bence. Kendini tanımlamayacaksın seni tanımlamalarını bekleyeceksin. Tevazu büyük ve önemli şey.

Ersun Yanal gitti, Trabzon 3. oldu. Sezon başında Trabzon ile ilgili; yapılan 25-30 transfere bakarak bu takım transfer şampiyonu olarak kalmasın gibi bir ifade kullanmıştım. Netekim, öyle de oldu.

Aragones nihayet gidiyor, nice 70likler devrildi. Fenerbahçeliler pilot.

Aziz Yıldırım ezici farkla tekrar koltuğa yapıştı. İnşallah geçmişin hatalarından ders çıkarmayı bilir ve doğru mantalite ile doğru işler yaparlar. Beni lig yada kupa şampiyonluğu kesmez çünkü gördüm ki; Avrupa'da kupa almanın tadı bir başka.

Mustafa Denizli, tarihe geçti galiba; 3 büyük takımda 3 şampiyonluk. İlk ve tek adam oldu bunu yaşayan.

Hoşgeldin, Manisa, Diyarbakır ve de Kasımpaşa.

Bugün Günlerden Ne?

Takvim yapraklarını okurum hemen her gün, kopartıp ayırmadan zamandan. Ve neredeyse hemen her günün tüm dünyada bir konuyu kutlamaya ayrılmış olduğunu görürüm.

Mesela bugün yani 31 Mayıs; Dünya Sigara İçmeme Günü ve Dünya Ruh Sağlığı Günü olarak kabul görmüş dünya üzerinde.

İnsanoğlu çelişkiler yumağı. Hem sigara içmemek üzerine kampanyalar düzenle, günler belirle. Diğer tarafta milyonlarca çeşit sigara üretimi yap. Öbür taraftan insanın ruh sağlığını bozacak, savaşlar, kavgalar, ayrımlar, soykırımlar, ırkçılıklar gibi binbir türlü belayı dünyanın başından esirgeme kalk bir de ruh sağlığı günü düzenle.

Bunca çelişki içinde insanda ruh sağlığı mı kalır?

Kahvenin Tadı

Bir grup kariyer yolunda ilerleyen yeni mezun, eski universitelerindeki profesorlerini ziyaret icin biraraya gelirler. Sohbet, sonunda isin ve hayatin stresinden sikayetlenmeye doner. Misafirlerine kahve ikram etmek isteyen profesor mutfaga gider ve yaninda buyuk bir termos icinde kahve ve porselen, plastik, cam, kristal olmak uzere degisik tarzda ve ucuz gorunenden, pahali ve hatta cok ozel olanlarina kadar degisik kahve bardaklari ile gelir.

Herkes bir bardak secince, profesor soyle soyler: 'Farkettiyseniz, tum pahali gorunen bardaklar alindi ve geriye ucuz gorunumlu, sade bardaklar kaldi. Kendiniz icin en iyi olani istemeniz normal olsa da, bu sizin stresinizin ve problemlerinizin kaynagi aslinda. Emin olun ki, bardagin kendisi kahvenin kalitesine hic bir sey katmaz. Cogu zaman, sadece daha pahalidir ve hatta bazi durumlarda da ictigimizi saklar.

Hepinizin aslinda istedigi kahveydi, bardak degil, ama bilincli olarak en iyi bardaklara yoneldiniz ve sonra birbirinizin bardagina bakmaya basladiniz. Sunu bir dusunun: Hayat kahvedir. Is, para ve toplumdaki konumunuz da bardaklar. Onlar hayati tutmak icin sadece araclardir ve sectigimiz bardak yasadigimiz hayatin kalitesini belirlemedigi gibi degistirmez de. Bazen sadece bardaga odaklanarak Yaratıcının sundugu kahvenin tadini cikarmayi unuturuz.

Kahvenizin tadina varin!

En mutlu insanlar her seyin en iyisine sahip degildirler. Sadece her seyin en iyi sekilde tadini cikartirlar. Basit yasayin. Comertce sevin. Birbirinize derinden itina gosterin. Nazik olun. Gerisini Allah'a birakin.

29 Mayıs 2009 Cuma

Zaten İçesim Yoktu!!

29 Mayıs 2009 Cuma 4
Pepsi'nin eskiden bir reklamı vardı. Genç yakışıklı bir erkek kişisi bar gibi bir yere girer, tezgaha yaklaşır ve 'cola' siparişi verirdi. O an olurdu ne olursa, müzik kutusu bozulur, insanlarda şaşkınlık edası, garipseyen ve bu adam ne diyor yahu bakışları içinde eril kişi pepsi içmekte olan fıstık gibi bir dişil kişisini ve elindeki pepsi yazılı şişeyi farkederek; ben ne bok yemeye cola dedim yahu diye içinden geçirmek suretiyle 'pepsi' diye düzeltir ve hayatta normale dönerdi. Yıllar evvelinin pepsi reklamından aklımda kalanlar bunlar. Yanlış yada eksik anlatmamış olmayı umuyorum.

Şimdi buraya nereden geldik?

Biraz evvel televizyonda bir pepsi reklamına rastladım. Oğluşuna yurt parası arayan teyze pepsiyle dolu bir tır kullanan Seda Sayan'a rastlıyor ve reklam bu minvalde gelişiyor. Pepsi yıllar sonra hedef kitlesini bir hayli değiştirmiş anlaşılan. Sabah programı izleyip Seda Sayan'da göbek atan hanım teyzeleri hedefliyor galiba. Sözüm hedef kitleye değil, bu kadar da kötü reklam olmaz ki!

Cola bulamazsak alternatifti pepsi, artık o da olmayacak anlaşılan.

25 Mayıs 2009 Pazartesi

Her Durumda İşe Yarıyor

25 Mayıs 2009 Pazartesi 6
Kesinlikle evlen! Karın iyiyse mutlu, kötüyse filozof olursun.

Sokrates

Haftasonu Nikah Masasındaydım...

Ahir ömrümde, meğer iki defa -belki sayı artabilir de; belli mi olur- nikah masasına oturmak kısmet olacakmış.

Haftasonu ikinci defa evet dedim ama bu sefer soru farklıydı; "şahitlik eder misiniz" deyu sordular.

Bu hafta sonu Boş Kağıt'ın nikahındaydık. İkinci kez nikah memuru karşısına nikah masasına oturdum.

Kendi nikahımda bu kadar heyecanlı değildim yahu.

15 Mayıs 2009 Cuma

Uefa Kupası Kutlamaları

15 Mayıs 2009 Cuma 5
An itibariyle NTVSpor'da tekrarı yapılan bir programda Galatasaray'ın 2000'de aldığı Uefa Kupasıyla ilgili bir haber geçiyordu. Çok dikkatle izelemedim ama genel itibariyle geçmişe bir yolculuk, anıların derlenip konuşulması ve ne iyi etmişiz de almışız bu kupayı kutlamaya doyamıyoruz tarzı bir hadiseyi anlatıyordu.

Görmemişin kupası olmuşa çevirdiler olayı... Sizin yok kıskanıyorsunuz sığlığında düşünmesin lütfen kimse. Bizim de olsa ve aynıları yapılsa aynı şeyleri söylerdim.

Memleket, millet olarak sahip olamadığımız ve bir daha kimbilir ne zaman sahip olacağımızı kestiremediğimiz bir şeye hasbelkader sahip olunca "ne oldum delisi" oluyoruz galiba.

Hisse Değeri!

Fenerbahçe borsada da %9,91 değer kaybetmiş.

AraGOnes HOME!

Geldiğinde, aç bir 70'lik diye yazmıştık bloga. Ne de olsa; ya kahırdan ya keyiften içmeyi seven bir milletiz.

Kahırlara gark olduk... İçmeyi sevenler, içmişlerdir biz de içmiş kadar olduk.

Dede gitmiş, yolu açık, bahtı şen olsun. Ki artık çalışmasa emekliye ayırsa kendini 3-4 milyon euro telaffuz ediliyor, döke saça yer, içer, sıçar, yaşar.

Yeni hoca adaylarına kuvvet.

Eskiden gönderdiklerinden birini tekrar getirirlerse ben bu yönetime söyleyecek söz bulamam. "Dillerim lal, dokunmayın ağlarım."

14 Mayıs 2009 Perşembe

Fenerbahçe'den Federasyon'a Başvuru!

14 Mayıs 2009 Perşembe 0
Dünkü maçtan sonra ortaya çıkan sonuç, yine hasret düşürünce bünyeye Fenerbahçe yöneticileri federasyona başvuruda bulunmuş.

Önümüzdeki sezondan itibaren Türkiye Kupası'nda bulunmama kararı aldıklarını, bundan sonraki organizasyonlarda Fenerbahçe'nin yer almayacağını bildirmişler.

Hiç olmazsa, organizasyonda yer almadığımız için gereksiz hayallere kapılıp düş kırıklıkları yaşamayız diye düşünmüşler.

Bu arada Beşiktaş'ın tişört çalışması fevkaladenin fevkindeydi.
Kutlu olsun; kupa da, lig de...


not: italik yazılan kısmın gerçeklikle ilgisi yoktur, kendisine de gülmeyi seven bir FB'linin iç acısının yansımasıdır.

10 Mayıs 2009 Pazar

Samimiyetsiz Gelir Bana Hep!

10 Mayıs 2009 Pazar 1
İş hayatının yükselen trendi müşteri hizmetleridir çünkü şirketler artık müşterinin konumlandırılacağı yerin çok özel ve çok güzel olmasını istemektedirler daha doğrusu istiyormuş gibi görünmektedirler. Aslında müşteri sanıldığı gibi önemli değildir; önemli olan parasıdır. Parasını sizin malınıza, hizmetinize, ürününüze verdiği zaman ve verdiği sürece müşteridir yoksa x bir tüketici olmaktan öteye geçemez yani yedi kat yabancıdır aslında.

Müşteri velinimetimizdir lafı da müşterinin parasına konmaya çalışan esnafın bir çeşit yalakalık modelidir. Çünkü müşteri hayatı idame ettirecek kazancı sağlayan yani; maaşı veren, faturaları ödeyen, tatile gitmeyi sağlayan, çocukları okutan biridir. Bunu nasıl mı yapar; ürettiğiniz herhangi bir mal veya hizmeti satın alarak yapar. Sizin malınızı, hizmetinizi satın alıyorsa müşteridir sizin için. Yok almıyorsa; başkalarının müşterisi sizin potansiyel hayalinizdir.

Şirketler uyandılar artık, son 10 - 12 yıldır müşteri hizmetleri birimleri ve bu birimlerin müşteriyle temasını güçlendiren çağrı merkezi olarak adlandırılmış -çoğu zaman lokal- çalışma alanlarını kullanmak suretiyle kendisinden mal yada hizmeti satın alan yani müşteri olanı kaptırmamaya, ellerinde tutmaya çalışıyorlar. Pazarlama birimleri potansiyeli kendi saflarına çekmeye çalışırken müşteri hizmetleri de safına katılanları saftan çıkartmamak için çaba harcıyorlar.

Müşteri hizmetleri ya da çağrı merkezi denilen bu birimin çalışanları çoğunlukla 18 - 25 yaş arası gençlerden oluşurlar ve o firmanın en ucuz işgücü olarak rol alırlar müşteriyi memnun etme senaryosunda.

Oysa müşteriyi kendi safına çekmek çok büyük maliyetler gerektirirmektedir. Safta tutmanın maliyetinin de yüksek olması gerekmez mi? Müşteri sadakati diye nutuklar atan, müşteri üzerine, müşteri odaklılık üzerine, müşteriyi etkilemenin ve safta tutmanın en etkili 101 yolu üzerine senaryolar üreten, ürettirenlerin bu işi yapmakla görevli personele reva gördüğü gelir asgari net ücretle kafa kafaya olur mu?

Oluyor işte!

Oluyor da, bana çok samimiyetsiz geliyor. Müşteriyi önemsiyorsan; önemsediğini anlattığın, anlattırdığın çalışanı da önemsemen gerekir.

Yoksa tüm olan biten lafügüzaftır.

Törerizm!

Başlık Yeni Şafak'tan.

Sabah işe giderken gazete bayisinde görmüştüm. Gerçek sebep töre mi bilmiyorum; farklı açıklamalar var çünkü. Ama ölenlerin yarısından çoğunun kadın ve çocuklardan üstelik de savunmasız insanlardan oluşan bir kitle olduğunu duyunca, düşününce insan çok daha fazla irkiliyor, sendeliyor, midesi bulanıyor.

Öldürmenin hiçbir türlüsü insana yakışmıyor. Ki böylesi; hayvanî olarak bile değerlendirilmez. Söyleyecek çokça söz yok.

Sözün bittiği yerlerden biri; Mardin, Mazıdağı, Bilge Köyü...

Hakedenlere...

Kutlanmayı hakeden; her annenin ve de her potansiyel annenin; anneler günü kutlu, mutlu ve huzurlu olsun, nicelerine kavuşmak nasip olsun.

Ayberk Zorlu 2


Cennetin Adres Tarifi

Cennet annelerin ayakları altındadır.

Hz. Muhammed (S.A.V)

09 Mayıs 2009 Cumartesi

Buyur Sen Ye!

09 Mayıs 2009 Cumartesi 0
Sivas Sivas deyip duruyorum ama Sivas; 'ben yiyemiyeceğim buyur sen ye' diyecek gibi Beşiktaş'a. Gerçi Beşiktaş'ın oynadığı futbol itibariyle kalan 3 maçta sekteye uğramayacağının garantisi de yok.

Aradan Trabzon sıyrılırsa hiç şaşırmam. Sivas'ın bünyesi, Beşiktaş'ın kimyası derken Trabzon'a da fikstür izin verirse şayet.

Cevap Bekleyen Sorular

31. hafta bugün aynı saatte oynananacak 8 maç ile başlıyor. Yarına sadece prestij için sahaya çıkan iki takımın maçı atanmış; Kayseri ve Gaziantep arasında oynananacak.

Şampiyonluk potasında 3 takım var. Muhtemelen de ilk üçü bu takımlar oluşturacak. Gönlüm her zaman söylediğim gibi Sivas'tan yana. Tüm olumsuz ve nahoş gelen söylemlerine ve görüntülerine karşın tecrübesizliklerine veriyor ve desteklemeye devam ediyorum.

Düşecekler arasında 8-9 takım var neredeyse. Bence Kocaeli ve Hacettepe önümüzdeki yılı süper lige tekrar çıkmak için geçirecekler. Diğer takım kim olacak, cevabı zor gibi olsa da; Denizli, İstanbul BŞB ve Eskişehir'den biri olacağını düşünüyorum.

Hayırlısı olsun ne diyelim. Fenerbahçe'yi ayrı bir yere koyduğum zaman geriye kalan 17 takıma mesafemiz aynı aslında. Sivas'ın şampiyonluğunu Sivas olduğu için değil 4 büyükler dışında biri olduğu için istiyorum. Zira; bu ihtimali Hacettepe ya da Eskişehir veyahut Kocaeli barındırsaydı onları da aynı şekilde istekle ve coşkuyla desteklerdim.

Klasik ve çok da klişe olacak ama; ülke futboluna katkısı olacağını ve yeni bir devinim kazandıracağını düşündüğüm böyle bir beklenti içinde olduğum için şampiyonluğun 4 büyükler dışına çıkmasını istiyorum.

Yok Artık!!!

Geçtiğimiz günlerde çocuk pornosu ile ilgili tepkisel bir mail gelmiş ve bir zincire halka olmam istenmişti. Ancak bu tarz mailleri çok samimi bulmadığımdan genelde aralarında yer almıyorum. Ayrıca bu tarz ki halkın duyguları üzerinden sömürü yaparak e-posta datası sağlamak çabasında olan insanlar da mevcut dünya üzerinde.

Tepkiselliğin yanındayım ama uygulanıştaki mantıksızlığa dem vurarak bir yazı yazmış ve başlığına da "çocuk pornosu" demiştim. Bloga gelenlerde bir patlama oldu bir anda.

Daha sonra Google'da, kendim de bir kontrol edeyim istedim ki bir de ne göreyim; çocuk pornosu yazıp ara dediğim anda blogum ikinci sırada görünüyor. Tabi görenlerde tıklayıp geliyorlar. Bu esnada bir başka link gözüme çarptı; http://www.hurriyet.com.tr/gundem/5068641.asp linkine girip okudum.

Olay daha da dehşetli bir hale geldi. Yurdum insanı dünya sıralamasında ilk üçün içinde üstelik üç büyük şehriyle.

Vah ki ne vah!!! Cinsel açlığın ve bu istismara alet olmanın boyutları aşmış kendini.

Yazık çok yazık. Polisten, jandarmadan, güvenlik güçlerinden korkarak uzak durmaya çalışan bir kesim yerine elini vicdanına koyan ve Allah korkusunu içinde duyan bir kesime dahil olmayı yeğlerim her zaman.

Lütfen siz de elinizi vicdanınıza koyun...

07 Mayıs 2009 Perşembe

Ekonomi

07 Mayıs 2009 Perşembe 7
Mevsim yaz, aylardan Ağustos ayı...

Riviera kıyısında küçük bir kasaba, yaz sezonu, ancak yağmur yağıyor, yani kasaba bomboş. Herkesin borcu var ve kredi ile yaşıyorlar. Şans eseri bir otele zengin bir Rus geliyor ve resepsiyona 100 $ bırakıp, odaya bakmaya çıkıyor.

Otel sahibi parayı hemen alıp, et marketine olan borcunu ödüyor. Market sahibi 100$ kaparak, hemen toptancıya olan borcunu vermeye gidiyor. Toptancı büyük bir sevinçle parayı alıp, kriz nedeniyle kredili hizmet veren son defa birlikte olduğu fahişeye götürüyor. Fahişe parayı alıp aynı otele giderek oraya olan borcunu ödüyor....

Ve o anda Rus müşteri odadan geri dönüyor ve odayı beğenmediğini söyleyip 100$ parasını alarak kasabayı terk ediyor.

Rus müşterinin bu ziyaretinden somut olarak hiç para kazanan olmuyor, ancak TÜM KASABA BORÇLARINDAN KURTULUYOR VE GELECEĞE ÜMİTLE BAKIYOR!!!

05 Mayıs 2009 Salı

Halil İbrahim

05 Mayıs 2009 Salı 0
Vaktiyle birbirini çok seven iki kardeş varmış. Büyüğü Halil. Küçüğü ise İbrahim... Halil, evli çocuklu. İbrahim ise bekârmış... Ortak bir tarlaları varmış iki kardeşin... Ne mahsul çıkarsa, iki pay ederlermiş. Bununla geçinip giderlermiş... Bir yıl, yine harman yapmışlar buğdayı. İkiye ayırmışlar. İş kalmış taşımaya. Halil, bir teklif yapmış : İbrahim kardeşim; Ben gidip çuvalları getireyim. Sen buğdayı bekle. Peki, abi demiş İbrahim... Ve Halil gitmiş çuval getirmeye... . O gidince, düşünmüş İbrahim: Abim evli, çocuklu. Daha çok buğday lazım onun evine Böyle demiş ve Kendi payından bir miktar atmış onunkine... Az sonra Halil çıkagelmiş. Haydi İbrahim. De miş, önce sen doldur da taşı ambara. Peki abi. İbrahim, kendi yığınından bir çuval doldurup düşer yola.

O gidince, Halil düşünür bu defa: Der ki: Çok şükür, ben evliyim, kurulu bir düzenim de var. Ama kardeşim bekâr. O daha çalışıp, para biriktirecek. Ev kurup evlenecek. Böyle düşünerek, Kendi payından atar onunkine birkaç kürek. Velhasıl, biri gittiğinde, öbürü, kendi payından atar onunkine. Bu, böyle sürüp gider. Ama birbirlerinden habersizdirler. Nihayet akşam olur. Karanlık basar. Görürler ki, bitmiyor buğdaylar. Hatta azalmıyor bile. Hak teala bu hali çok beğenir. Buğdaylarına bir bereket verir, bir bereket verir ki... Günlerce taşır iki kardeş, bitiremezler. Şaşarlar bu işe... Aksine çoğalır buğdayları. Dolar taşar ambarları. Bugün 'Bereket' denilince, bu kardeşler akla gelir. Bu bereketin adı: Halil İbrahim bereketidir.

Tevazu

Hikaye doğru mudur değil midir bilmiyorum ama güzel feyizler veriyor. Herkese böylesi tevazu kısmet olsun.

"Bir adam kötü yoldan para kazanip bununla kendisine bir inek alır.
Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi bir şey yapmış olmak için bunu Hacı Bektas Veli'nin dergâhına kurban olarak bağışlamak ister.

O zamanlar dergâhlar ayni zamanda aşevi işlevi görüyordu.

Durumu Hacı Bektas Veli'ye anlatır ve Hacı Bektas Veli :
- ' Helal değildir ' diye bu kurbanı geri çevirir.

Bunun üzerine adam Mevlevi dergâhına gider ve ayni durumu Mevlana'ya anlatır.

Mevlana ise ; bu hediyeyi kabul eder.

Adam ayni şeyi Hacı Bektas Veli'ye de anlattığını ama onun bunu kabul etmemiş olduğunu söyler ve Mevlana'ya bunun sebebini sorar.

Mevlana söyle der:
- Biz bir karga isek Hacı Bektas Veli bir şahin gibidir. Öyle her leşe konmaz.

O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz ama o kabul etmeyebilir.

Adam üşenmez kalkar Hacı Bektas dergâhı'na gider ve Hacı Bektas Veli'ye, Mevlana'nın kurbanı kabul ettiğini söyleyip bunun sebebini bir de Hacı Bektas Veli'ye sorar.

Hacı Bektas da söyle der:
- Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise Mevlana'nın gönlü okyanus gibidir.
Bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir ama onun engin gönlü kirlenmez.
Bu sebepten dolayı o senin hediyeni kabul etmiştir."

03 Mayıs 2009 Pazar

Nesine 2

03 Mayıs 2009 Pazar 2
Liglerin ilk yarısının ortaları gibiydi; Ahanda burada bir tahmin yapmış hatta 'mabadımızdan konuştuğumuz da varsayılabilir' demiştik.

Liglerin sona ermesine ortalama 4 hafta kala o günkü tahminlerimize ve mevcut duruma bir bakalım;

İlk Tahminler - Bugünkü Durum

Türkiye, Trabzon - Sivas - Beşiktaş / Sivas - Beşiktaş - Trabzon
İngiltere, Liverpool - Chelsea - M. United / M. United - Liverpool - Chelsea
Almanya, Hoffenheim - Bayern Münih - H. Berlin / Wolfsburg - B. Münih - Stuttgart
İtalya, Juventus - AC Milan - Napoli / Inter Milan - AC Milan - Juventus
İspanya, Barcelona - Villareal - Valencia / Barcelona - Real Madrid - Sevilla
Fransa, Olimpique Lyon - Marsilya - Bordoux / Marsilya - Bordo - O. Lyon
Hollanda, AZ Alkmaar - Ajax - NAC Breda / AZ Alkmaar - Twente - Ajax

Koyu yazılanlar şampiyonluğa en yakın olanlar ve liglerini şampiyon bitireceklerini düşündüğüm takımlar. Az Alkmaar zaten şampiyonluğunu ilan etti.

M. United, Barcelona, Marsilya, İnter Milan, M. United önemli puan farklarıyla öndeler ve şampiyonluğa çok yakınlar. Wolfsburg ve Sivas liderler ancak henüz mutlu sona pek yakın değiiler.

Cuk!!!

MHP'li bir milletvekili, meclise bedelli askerlikle ilgili bir öneri sunmuş. Ve bildiğim kadarıyla da, yine kendi parti genel başkanının talebiyle geri çekmiş.

'Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu' cuk oturuyor sanki!

Vatan ve millet konusunda mangalda kül bırakmayan, 'ya sev ya terket' de diyen -ki burada hemfikirim; sevmediğin biriyle neden birlike olasın ki?- bir düşünce; nasıl olurda bunca şehide rağmen bedelli askerlik talebi yapar, bunu savunur aklım kesmiyor.

Bize İhanet Ediyorlar!

Futboldan anlamadığımı daha doğrusu teknik, taktik anlamda herhangi bir söz söyleyecek yetkinliğimin olmadığını daha evvel bir kaç defa zikretmişimdir buradaki satırlarda. O yüzden futbol üzerine yazmamaya, yazarsam da büyük bir özen ve dikkatle dilimin ucuyla yazmaya çalışırım. Malum dilin kemiği yok, haddimi aşmaktan korkarım.

El Clasico dedikleri; İspanya dolaylarından gelen ve tv ekranlarından güzel yurdumun dört bir yanına yayılan görüntüler yumağını ve sonrasında ortaya çıkan maç skorunu görünce ki bunun evveli de var. Tek maçla yapılmış bir değerlendirme değil. Futbol adına önümüze temcit pilavı gibi ısıtılıp ısıtılıp getirilen şeyin ne menem bir şey olduğuna karar veremez oldum.

İlk yarının son 20 dakikasına Ümraniye dolaylarında şahitlik ettim, 1 gol görebildim, devre 3-1 sona erdi. Yola çıktık, ikinci yarıya, Tutak yolcusunu uğurlamaya gittiğimiz Merter civarında son 3-4 dakika için şahitlik edebildim; dakika 87, skor 6-2 idi.

Eğer ülkem sınırlarında oynanan futbolsa; bu başka bir şey, yok eğer bu futbolsa; ülkem sınırlarında oynananın adı futbol olmamalı; -mevcut lig gidişatına ve 4 büyük diye andığımız ve ülke şartlarının çok üzerinde bütçeleri ortaya döken kulüplere bakınca- ancak kişisel mastürbasyon diyebiliriz.

Bu arada bu akşam Beşiktaş ve Fenerbahçe oynuyor. Ben Fenerbahçe'nin kazanmasını istiyorum. Çünkü Fenerbahçeliyim. Ancak bu maçı, Fenerbahçeli olduğum için değil, Sivas'ın önünün biraz daha açılması için kazanmasını istiyorum.

Paradoks

- Trafik Güvenliği ve Eğitimi Haftası, 01 - 07 Mayıs
- Yunus Emre Kültür ve Sanat Haftası, 01 - 07 Mayıs

Türk olmak; bazı gün ve haftaları önemli kılıp o zaman dilimlerine atfettiği konuları sadece o gün ve haftaya sıkıştırmak senenin geriye kalan zamanlarında aklının ucundan bile geçirmemektir.

Türk olmak; paradokstur.

Fakirhane'den Alıntı

Geçmişten günümüze güzel yerlere temas eden kısa bir hikaye...

Kadının Eli Niye Öpülür?

Fransız erkeğine sormuşlar; 'Kadının elini niye öpersiniz?'
Fransız cevaplamış; 'Kadına saygı duyarım. Erkek ile bir bütünü tamamlar.'

Alman erkeğine sormuşlar; 'Kadının elini niye öpersiniz?'
Alman cevaplamış; 'Kadın kutsaldır. Hayatın devamını sağlar, doğurur.'

Türk erkeğine sormuşlar; 'Kadının elini niye öpersiniz?'
Türk erkeği cevaplamış;

'Bir yerden başlamak lazım!'

01 Mayıs 2009 Cuma

Bayram Dayanışması

01 Mayıs 2009 Cuma 3
1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü, güzel yurdumun güzel şehirlerinde büyük bir dayanışma içinde kutlandı(!)

Adıyla müsemma bayram havasında geçti kutlamalar. Provokatif hiçbir olay yaşanmadı.

Ne iyi olmuş da, 1 Mayıs İşçi Bayramı resmi bir anlam kazanarak bugün resmi tatil yapılmış.
Hayırlı olsun vatana hem de millete!

Bilinmeyen Numaralar Servisi

11824 diye bir numara keşfettim. Eskiden 118 vardı, arayıp bilmediğimiz numarayı öğrenirdik. Yada bir kişi yada yerin telefon numarasını alırdık. Ama hepsi o kadardı.

11824, başlıkta yazdığım gibi salt bilinmeyen numaralar servisi değilmiş. Aynı zamanda bu numaradan nöbetçi eczane bilgisi alınabiliyormuş bir de üstüne firma rehberlik hizmeti veriyorlarmış. Oturduğunuz yere yakın bir çilingir, veteriner falan lazım oldu diyelim, arıyorsunuz 11824’ü bulunduğunuz il ve ilçeyi söylüyorsunuz size en yakınının adresini veriyorlar. Ya da canınız Taksim’in göbeğinde iken balık yemek istedi, en yakın nerede var? Cevabını bulabilirsiniz. Belki de suşi çekti canınız gecenin bir vakti, acaba açık bir suşici var mı, peki nerede var?

Ancak nöbetçi eczane ve firma rehberlik bilgisi için henüz sadece İstanbul’da hizmet veriyorlar. İstanbul’da ki bir nöbetçi eczaneyi, suşiciyi, balıkçıyı 11824’ü arayıp öğrenebilirsiniz.

Tabi aynı zamanda şimdilik sadece Turkcell ve Avea hattınız varsa bu hizmete ulaşabiliyorsunuz. Yakında Telekom ve Vodafone kullanıcıları da bu ayrıcalıktan faydalanmaya başlayacaklarmış.

4 operatöre ait bilinmeyen numaralara tek bir numaradan ulaşabilmek çok ayrıcalıklı duruyor.

Ayrıca nöbetçi eczane bilgisine ve gerektiğinde ihtiyaç olan bir ürüne ait dükkanlara ulaşmak kulağa hoş geliyor.

Sadece 11824 numaralı hattan değil aynı zamanda www.11824.com.tr adresini de kullanarak bu bilgilere ulaşabiliyorsunuz.